25.05.2009

İÇİMDEKİ YÖNETMEN


Ba Ha Qaaf..


Geceleyin yattın, sabahleyin kalktın altın’dan ve değerli taşlarla süslü
Masal gibi Sarayının içinde geziniyorsun,
Hizmetçilerin el pençe durmuşlar Selam veriyorlar.
Az önce işten yorgun argın gelip uzandığın Koltuğundasıradan bir vatandaş iken birden bire
Saray’da Sultan olamayacağına göre demek ki Rüyadasın..

Hizmetkar geliyor kahvaltı’ya çağırıyor, Masaya gidiyorsun, birbirinden lezzetli meyveler
Reçeller peynirler ve içeceklerle donatılmış bir masa, etrafında sana hasretle bakan eşin ve zevcelerin..
tam Heycanla sofraya oturup masayla kaynaşacaksın,
birden çat çat Kapı çalıyor, uyanıyorsun, bi bakıyorsun koltuktasın hala..

Peki nereye gitti altından saray hizmetçi onca yemekler?
Bunlar varmı idi? Yok mu idi?

Bir kitap okuduğumuzda içinde anlatılanları hayal etmeye başlıyoruz,
kendimizi kitabın kahramanının yerine koyuyor adeta O oluyoruz,
dolayısıyla Kitap bize büyük bir zevk veriyor ve bizi en çok etkileyen olayları sayfalardan kurtarıyor, günlük hayatımıza taşıyor ve etrafımıza yayınlamaya başlıyoruz.
Kitabı okuyor ve hayal etmiyor isek, ya O kitabı anlamıyoruz yada perdelenmişiz (dalmış gitmişiz) demektir.

Kitapta anlatılan Kahramanımız bir dağa varınca tarif edilen dağı hayal ediyoruz, dağda bir kulübeye varınca bir kulübe hayal ediyoruz..
Peki hayal kurma/Fantazi mekanizması nasıl işliyor?
Okunan bir metin içimizde nasıl birden bire bir dağ yada kulübe görüntüsü/hayali oluşturuyor?
İçimizde bir dağ yada kulube mi var? Yada anında kurulan bir filim seti mi var?

İçimizde öyle filim setleri ve öyle bir Yönetmen var ki,
Bir metni okurken kurduğunuz hayallerin,
O’nun tarafından kurulduğunu ve
size gösterildiğini kabullendiğinizde,
bu setlerin kapılarını size ardına kadar açmaktadır.

Kuran içeriğinde tek bir kahraman olan bir kitap değil,
anlattığı ise tek bir hikaye değil.
Dolayısı ile okuma sisteminizi geliştirmek
ve içinizdeki bu Yönetmenle iletişim kurmak için tasarlanmış
büyük bir fırsat ve mucizedir.

Mekandan ve zamandan bağımsız bu kitabın
ayetlerini kitaptan kurtarıp hayatınıza taşıdığınızda
ortaya şöyle bir şey çıkmaktadır:

içinde bulunduğunuz mekan Kuran’ın bir ayetidir (mekanı’dır).
Etrafınızda işlenen konu ise Allah’ın bir ismi/özelliğidir,
bütün Hamd ve mülkiyet (Teknoloji)
Allah’a aittir.

‘’Ya sin vel kuranil hakiym’’
Kuran ismi Allah olana aracılık eden herşeye Hakim bir sistemdir.

Elhamdulillahirrabbilalemin
Allahumme salli ala SeyyidiNA Muhammed

22.04.2009

es wurde alles für dich Erschaffen






Es gibt ein Hadis in dem:
"Mein Freund Ich habe die Welten für dich Erschaffen"
steht, kannst du diesen Hadith Erläutern?"

diese frage wurde uns gestellt,
wir fragten Allah Teala und wir antworteten:

Wenn du ein Buch schreiben willst
must du als erstes dem Buch einen Namen geben,
Nachdem du das Buch genannt hast,
must du dem Held des Buches einen Namen geben..

Stelle dir einen Raum vor..
in diesem Raum gibt es ausser das Licht gar nichts..
Mit einem Befehl "Sei" Erscheint plötzlich ein Mensch in diesem Raum,
Dieser Erschaffene Mensch schaut sich um,
Er beobachtet und fühlt sich selbst,
danach stellt Er eine Frage:
"Wer bin ich?"
die stimme Antwortet:
"dein Name ist Muhammed"

Ein Mahler betrachtet die Bilder um sich herum und mahlt sein Bild,
Ein Author denkt an seinen Held während Er sein Buch schreibt.
"Habibim, alles Erschuf ich für dich"

Elhamdulillahirrabbilalemin ves selatu ves selamu alel Murseliyne
Nebiine Muhammed ve ala alihi ve sahbihi ecmain

Alemler senin için yaratıldı



“Alemleri senin için yarattım Habibim”
diye bir Hadis var bu Hadisi açabilirmisiniz?‘‘
diye bir soru geldi, biz de Allahu Müteal’e sorduk ve dedik ki:

Bir Kitabı yazmak için ilk önce
O kitabın adını koymanız gerekiyor.
Kitabın adı belirlendikten sonra,
O kitabın Kahramanını belirlemeniz gerekiyor..

Bir mekan düşünün
bu mekanda sadece ışık var başka hiçbirşey yok.
"Ol" emri ile birden bire bir insan beliriyor,
yaratılan bu insan etrafına bakınıyor,
kendini incelemeye başlıyor, sonra sorusunu soruyor:
Ben kimim?”
cevap geliyor:
Senin adın Muhammed

Ressam etrafındaki resme bakıp resimi çizer,
Yazar ise Kahramanını düşünüp kitabını öyle yazar,
böylece ortaya
Alemleri senin için yarattım Habibim
diye mucizevi bir ayet çıkar.

Elhamdulillahirrabbilalemin ves selatu ves selamu alel Murseliyne.


Nebiine Muhammed ve ala alihi ve sahbihi ecmain.


08.04.2009

ben O'nun içindeki noktayım




Nuun Ba Ha Qaaf 1

Ya Allah ya Mukmil ya Vekil ya Hadi..

Kur’an alemler yaratılmadan 50.000 yıl önce yazılmış..
Rasulullah A.v.s. a vahyedilmiş ilk sure ”Alak” suresi,
Peki Rasulullah A.v.s. Alak suresine nasıl ulaşmıştır?
Kuran, Fatiha’nın 7 ayeti üstüne kurulmuş bir Kitap,
Fatiha’nın işlevi bir anahtar yada açar işlevidir.
Kitabın açarı olmadan bu kitabın
herhangi bir bölümünü okumak mümkünmüdür?
Söz konusu kitap Kuran ise değildir.
Bu yüzden kendisine Kitabın açarı olan
Fatiha suresi
Cebrail A.s. tarafından
Alak suresinden önce (ilkin batınından) okunmuştur.
Peki Fatiha suresinin açarı varmıdır?

Fatiha suresinin de bir açarı vardır.
Bu açarın vahyi ise sesli yada sözlü bir vahiy değildir.
53 Necm suresi 17 ve 18. ayetlerde
bu vahye işaret edilmektedir.
Muhammed Esed çevirisi:
8. ve sonra yaklaşarak yanına geldi,
9. aralarında iki yay mesafesi kalıncaya kadar, hatta daha da yakınına.
10. Böylece [Allah], vahyedilmesini uygun gördüğü her şeyi kuluna vahyetmiş oldu.
11. [Kulunun] kalbi gördüğünü yalanlamadı
12. Peki siz, ne gördüğü konusunda o’nunla tartışmaya mı giriyorsunuz?
13. Ve onu bir kez daha gördü,
14. en uzak noktadaki sidre ağacının yanında,
15. vaad edilen bahçenin yakınında,
16. meçhul bir parlaklığın çevresini sarıp kuşattığı sidre ağacının başında.
17. [Dikkat edin,] göz ne kaydı, ne de (başka yöne) çevrildi:
18. ve o, gerçekten de Rabbinin en muhteşem sembollerinden bir kısmını.

Cebrail A.s. gözleri ile Rasulullah A.s. a bir işaret yapmıştır.
Gözün merkezindeki siyah nokta sabit kalmış,
Noktayı çevreleyen göz kısmı noktanın etrafında dönmüştür.
bu en büyük misali anlamak için Beyti Haram’a git,
yüksel,
O kadar yüksel ki
Ev nokta kadar Kaabe göz kadar kalsın,
bak ve gör.
”Ben O’nun içindeki noktayım”




vel Hamdulillahirrabilalemin ves selatu ves selamu alel Murseliyne,



Allahumme salli ala Muhammed ve ala alihi ve sahbihi ecmain.

06.04.2009

Ses ve Söz

Allah’tan Rahman’a Rahmandan Rahim’e..


Rahman Ses’tir

Rahim Sözdür.


Söz, Sesin formüle edilmiş halidir.

Rahman yani Ses,

Allah ismine köprüdür, araçtır.

Ses olmasaydı..

Ses olmasaydı?


Muhammed Avs bize ne okuyacaktı?

Biz Kuran’ı nasıl okuyacak ve nasıl anlayacaktık?


Rahman ve Rahim’in sonsuz anlamlarından sadece 1 anlamı budur.

Allahu alem

La ilahe?



Inkarcı bir kimse Yaratcıyı inkar etmektedir.

İnkarcıyla tartışıyoruz ve diyoruz ki,

Yaratıcı sana göre yok ama bana göre var.

O da aynı şekilde diyor ki,

Hayır, bana göre yok, sana göre var!

Kim haklı?


Aynı şekilde Tanrıya tapınan birine

İlah yok dediğiniz zaman,

o’da Tanrı sana göre yok

ama bana göre var diyor.

peki bu durumda kim haklı?


Nokta ilmi insanlığa açılmış,

Alimlerin yüzyıllar öncesinden

”Alemler rüya içre rüyadır'' yada

''bir vardır bir yoktur” ile

ifade etmeye çalıştıkları Sanallık

Bilgisayar ve Tv aracılığı ile netliğe kavuşmuştur.


peki La ilahe, İlah yok mu demek?


İlah nedir?

Cevap İncilde verilmiş:

İlah/Tanrı Sözdür.


Gözlerimiz bir Elektron mikroskobu gibi zoom yapabilseydi

Bilgisayar yerine Atomlar görecektik.

Bu durumda geriye gerçek olarak

ne Bilgisayar ne de okuduğumuz metin kalacak,

Gerçek olarak sadece söz ve ses kalacaktı.


İlah; ses ve söz diyelim,

peki Ses yada Söz ne kadar real/gerçek?

İlah/Tanrı’da işte o kadar gerçektir.


Alemler gerçek olmadığından,

tamamıyla Sanal olduğundan dolayı

''La ilahe'' denmiş, İlah olmadığından dolayı değil! (Nas suresi)

Zira İlah sana göre yok,

ama İlah’a tapınan için aynı şey sözkonusu değil.


Gerçekliği olmayan Sanal bi şeye tapınmak ne kadar mantıklıdır?


”ister Allah de ister Rahman”

LA ilahe illa ALLAH